|
HOPKINS’DEN SON GELİŞMELER
Bilgiyle Sağlıklı Kalın.
Bu hizmet, dünya çapindaki Johns Hopkins International dostlari için verilmektedir. Aylik haberleri almak için lütfen patientnewsletter@jhmi.edu adresine elektronik posta ile isteginizi bildiriniz. En son gelismelerden haberdar olmak ya da randevu almak için +1.410.955.4296 arayabilir yada elektronik posta ile Europe@jhmi.edu 'dan Zeynep Kocabal ile irtibata geçebilirsiniz.
Eylül 2004
1. Çocuklarda Arı Sokması Tehlikesinin Azaltılması
2. Dur Durak Bilmeyen Bacak Hareketleri Sadece bir Nevroz Alışkanlığı Değil
1. Endometrik Kanser Tanısı Konulmasında Karşılaşılan Sorunlar
2. İlaçların Güvenli Kullanılması
Kistik Fibrozit ve Osteoporoz
1. Çocuklarda Arı Sokması Tehlikesinin Azaltılması
Birçok çocuğun arı, eşek arısı ve diğer böcek sokmalarına karşı alerji geliştirmesine karşın, Johns Hopkins doktorlarına göre, çocukken böcek soktuğunda alerji oluşan her çocuktan yaklaşık olarak birinin yaşamlarının ileriki safhasında reaksiyon geliştirmesi muhtemeldir. Alerji uzmanı Doktor David Golden “İyi haber ise alerji aşılarının orta ila ağır derecelerde reaksiyon görülen çocuklarda tedaviye son verilmesini takip eden 10 ila 20 yılda böcek sokmalarına karşı ciddi reaksiyon riskini düşüreceğidir” ifadesinde bulunmaktadır. Alerji aşıları, arı veya diğer böceklerin küçük dozlardaki zehirlerini içermekte olup vücutta zaman içinde güçlenmektedir. Baş dönmesi, nefes almada güçlük ve tansiyon düşmesi gibi durumlar dahil olmak üzere, orta veya ağır derecede reaksiyon görülen çocuklarda kullanılması önerilmektedir. Golden, ayrıca, küçük çaplı yutma ve ürtiker gibi hafif reaksiyon görülen çocuklarda kullanılmasının çok da gerekli olmadığını söylemektedir.
2. Dur Durak Bilmeyen Bacaklar, Sadece bir Nevroz Alışkanlığı Değil
Hiç koltuğunuza kurularak veya yatağa uzanıp sadece bacaklarınızı hareket ettirmek isteğine kapıldınız mı? Cevabınız evetse, nüfusun yaklaşık yüzde 10’luk kısmını ilgilendiren huzursuz bacak sendromunuz olabilir. Hopkins nörologlarından Christopher Early, bu durumdaki birçok kişiye düzgün bir tanı konulmadığını; ancak, etkili bir terapinin mümkün olduğunu ifade etmektedir. Early, ayrıca, "Standart anti-Parkinson ilaclari , dopamin agonistleri ve benzerlerinin söz konusu hastalığın tedavisinde nispeten etkili olduğunu" belirtmektedir. Early’e göre, tek dezavantaj, hastaların ilaclara tolerans göstermeleri ve kronik olarak medikasyona başvurulduğunda semptomların daha da kötü bir hal alabilmesidir. Demir metabolizması sorununun muhtemel sebep olmasından şüphe duyulduğu için, Early, hastalığı tedavi etmek amacıyla entravenöz demir kullanımı hakkında klinik deneyler gerçekleştirmektedir.
1. Endometral Kanser Tanısı Koyulurken Karşılaşılan Sorunlar
Endometr veya rahim kanseri kadın üreme sistemini etkileyen en yaygın kanser türüdür; ancak, atipik endometrik hiperplazi adı verilen kanser lezyonlarının tanımlanması noktasında uzmanlar arasında dahi büyük bir anlaşmazlık söz konusudur. Jinekolog Doktor Connie Trimble, yakın zamanda gerçekleştirdiği çalışmasında, sorunun, kurumsal yöntemlerde rahim çeperinden alınan doku örneklerinin kolay analiz edilemeyişi olabileceği sonucuna vararak ve "Endometr kanserini teşhis etmede daha iyi yollar bulmalıyız. Atipik hiperplazi tanısı koyulan bir kadın ikinci bir doktora da başvurarak onun düşüncelerini de öğrenmesi gerekir" aciklamasini yapti. Yapılan çalışmaya göre kurumsal yöntem yerine C ve D uygulanan kadınlarda (anormal dokuyu çıkarmak için uterusun boyun kısmının genişlemesi) az da olsa daha doğru tanı koyulabilmektedir. Dr. Trimble, araştırmacıların endometr kanserini daha iyi belirlemek amacıyla moleküler ve genetik işaretler bulmak için çalıştıklarını belitmektedir. Şimdilik, tanı koyabilmek için hastaların bu tip kanserde mümkün olduğunca deneyimli doktorlara başvurmalarını önermektedir.
2. İlaçların Güvenli Kullanılması
Düzgün kullanıldığında ilaçlar harikalar yaratabilir; ancak, yanlış kullanıldıklarında veya yanlış şekilde muhafaza edildiklerinde, özellikle birden fazla doktor tarafından tedavi ediliyorsanız ya da sık sık yolculuğa çıkıyorsanız zararlı olabilirler. Aşağıdaki öneriler, ilaçları güvenli bir şekilde kullanmanıza yardımcı olacaktır.
- Reçeteli ilaçlar, reçetesiz satılan ilaçlar, bitkisel destekleyiciler ve evde yapılan küçük çaplı tedaviler de dahil olmak üzere kullandığınız ilaçların bir listesini çıkarın. Bazı kombinasyonlar zararlı olabilir.
- Doktorunuza ilaçları nasıl aldığınızı anlatın; örneğin, yemeklerden önce, yemekle birlikte veya yemeklerden sonra. Zamanlama, ilaçların etkinliği üzerinde belirleyici olabilir.
- İlaç ve muhtemel yan etkileri hakkında yazılı bilgi isteyin. Anlamadığınız konuları sorun ve beklenmeyen değişimler yaşarsanız, bunları doktorunuza bildirin. İlaçla beraber almamanız gereken yiyecek ve içecekler, başka ilaçlar ve kaçınmanız gereken etkinlikler olup olmadığını sorun.
- Bütün ilaçları kendi kutularında muhafaza edin; böylece, ilacın ne olduğu konusunda şüpheye düşmezsiniz. İlaç alırken veya verirken, ışıkları daima açın.
- Çocukların açamayacağı kapakları kullanın ve çocuklara verirken ilaca "şeker" demeyin. Çocuklar büyükleri taklit etmeyi severler; dolayısıyla, çocukların önünde ilaç almamak en iyisidir.
- İlaçların son kullanma tarihlerini düzenli aralıklarla kontrol edin.
- Yolculuğa çıkarken ilaçlarınızı yanınızda bulundurun; böylece, ilaçlarınız kaybolmayacak ve bagaj bölümündeki aşırı sıcaklıktan etkilenmeyecektir. Farklı saat dilimleri arasında yolculuğa çıkacaksanız, ilaç almanız gereken saatleri doktorunuza danışın.
- Birçok ilaç güneşe karşı hassasiyet oluşturur; bu nedenle acısız bir tatil geçirmek için güneş kremininizi yanınıza alınız.
- İlacın şırınga ile verilmesi gerekiyorsa (insülin gibi), havaalanı güvenliğinden geçebilmeniz için sizden reçetenizi göstermeniz istenebilir. Evden ayrılmadan önce hava alanından bu durum hakkında bilgi alınız.
- Yanınıza seyahatiniz boyunca yetecek kadar ilaç aldığınızdan emin olun.
- Sıcak, nemli iklimlerin yaşandığı bölgelere seyahat ederken ilaçları serin ve kuru bir kutu içinde güneş ışığına maruz kalmayacak bir yerde saklayın.
- İlaç listeniz ile birlikte bütün ilaçlarınızın adını ve alınış şeklini ve hemen irtibat kurulabilecek birinci dereceden akrabalarınızın irtibat bilgilerini daima cüzdanınızda bulundurun.
Kistik Fibrozit ve Osteoporoz
Kistik fibrozit hastalarının tedavisinde ve araştırmalarda alınan yol sayesinde, pekçok hastanın yaşam süresi uzayarak, 1950’li yıllardaki 5 yaş olan ortalama yaşam süresi, günümüzde 30'lu yaşlara kadar yükselmiştir. Hopkins’deki en yaşlı hasta 65 yaşındadır. Ancak, artan yaşam süresi osteoporoz, diğer bir deyişle kemik yoğunluğu kaybı gibi beklenmeyen sorunları beraberinde getirdi. Genellikle yaşlanma ile bağlantılı olmasına karşın, genç CF hastalarını da etkilemektedir ve CF’nin başlıca semptomu olan ciğerlerde mukus oluşumuna ilişkin fiziksel terapiye engel oluşturan ağrılı kosta ve spinal kırıklara sebep olur. Bundan daha da kötüsü, birçok hasta için tek seçenek olan akciğer transplantasyonunun yapılmamasına engel olur.
Bu, vaktinden önce gelişen kemik incelmesinin sebebi, CF hastalarının kemik oluşumu için kritik öneme sahip D vitaminini absorbe edememeleridir. Diğeri ise CF’yi tedavi etmek için kullanılan glukokortikoid ilacıdır. Bu terapi uygulanırken hemen hemen tüm genç hastalarda kemik kaybı hızlanır.
Bu sebeple Hopkins’deki Kistik Fibrozit Klinik Araştırma Merkezinden pulmonolog Michael Boyle, genç CF hastalarında bu sorunu çözmeyi amaçlamakta ve hastalarda osteoporoz ve kırık riskini azaltmak için yeni terapi yöntemleri bulmayı umut etmektedir. Boyle, genç hastalara verilen yüksek dozlardaki D vitamininin etkilerini ölçmektedir. D vitamini eksikliği çekenler için standart öneri, iki ay boyunca haftada iki kez ek vitamin alınmasıdır; bununla birlikte, Boyle, bu yolun D vitamini miktarını artırmak açısından fazla etkili olmadığını belirtmektedir. Şimdi, Boyle, etkili ve iyi tolere edilen bir seviye bulabilmek için doz miktarını artırmakta. Ayrıca, kemik incelmesini önlemek amacıyla bisfosfonat adı verilen ilaçlar üzerinde çalışmaktadır. Hopkins pediyatrik pulmonologları ile yakın çalışma yürüten Boyle, kemik incelmesini önlemede ya da geciktirmede yeni terapilerin geliştirileceği düşüncesinde. Akranları üniversite ve iş ararken bu gibi yaşamsal tehlike taşıyan konular ile boğuşan genç hastaları, Boyle’u bir cevap bulabilmesi için motive etmektedir.
|